Alman RTL’ye konuşan Başbakan Tayyip Erdoğan, Tunus’ta başlayan, Mısır ve Libya’da devam eden gelişmeleri endişe ile izlediklerini belirterek, otokratik düzenlerden demokrasiye geçişin kolay olmadığını, bu sürecin mutlaka sıkıntılarının olacağını söyledi. Libya’daki gelişmelerin farklı olduğunu anlatan Erdoğan, “petrol kuyularını ele geçirme çabasından çok ülkeye demokrasi getirilmesi çabası içinde olunması gerektiğini” söyledi. Bir soru üzerine Kaddafi’ye zorla bir şey yaptırılamayacağına, kendisine iktidardan ayrılması için cazip tekliflerin sunulması gerektiğine inandığını söyledi.
Başbakan, Libya’ya NATO müdahelesinin yanlış olacağını vurguladı. Bölgede yaşanan tartışmaların İslamiyet ile yakından uzaktan bir ilgisinin olmadığını ifade eden Başbakan, yaşananların halkları baskı altında tutan rejimlerin yarattığı sıkıntıların bir sonucu olduğunu söyledi.
YUNAN ASKERİ HAZIR KITA
Yunanistan Genel kurmay Başkanlığı yetkililerinin, “NATO’nun Libya’da askeri operasyon başlatması için BM Güvenlik Konseyi’nden yeşil ışık yakılmasını hazır durumda bekledikleri ”öne sürüldü.Atina’da yayımlanan Elefterotipiya Gazetesi’nde yer alan haberde, NATO’nun talep etmesi halinde ve her adımın BM Güvenlik Konseyi kararlarıyla atılması şartıyla, Yunanistan’ın operasyonlara, özellikle Girit Adası’ndaki Suda Üssü’nden NATO güçlerine kolaylık sağlayarak veya denizden kuşatma durumunda deniz güçleriyle katılacağı belirtildi. Elefterotipiya, Savunma Bakanlığı çevrelerinin, kendilerine konuyla ilgili bir talebin ulaşmadığını söylediklerini de aktardı.
ABD’YE AİT SAVAŞ GEMİLERİ LİBYA‘YA YOLUNDA
Mısırlı bir yetkili, yüzlerce deniz piyadesi taşıyan iki Amerikan savaş gemisinin Libya’ya yaklaşmakta olduğunu söyledi. ABD Savunma Bakanlığı’ndan bazı yetkililer de gemilerde iki bin piyadenin, bir de helikopter filosunun yer aldığını belirtti.
Bu arada, ABD Dışişleri Bakanı Clinton, “İleride Libya barış içinde demokrasiye kavuşabilir. Aksi halde uzun sürecek bir iç savaşa sürüklenecek” dedi.
Ergenekon davasında “örgüt yöneticisi olduğu” iddiasıyla yargılanan tüm sanıkların tek kişilik hücrelere alınacağı öne sürüldü. Aynı gerekçeyle yargılanan gazeteci Mustafa Balbay‘ın tek kişilik hücreye konulmasıyla ilgili olarak ise avukatları, “hukuksuz ve insan haklarına aykırı” açıklaması yaptı. Bir tutuklu hakkında “tek başına sıkı bir rejim altında muhafaza edilmesi ve kaldığı odanın kamera ile izlenebilmesi” önleminin, ancak yargılamanın yapıldığı İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nin vereceği kararla mümkün olabileceğini ifade eden avukatlar, cezaevi yönetimin böyle bir karar verme yetkisi olmadığını ileri sürdü. Avukatlar Silivri İnfaz Hakimliği’ne başvuracaklarını belirtti. Balbay’ın Avukatı Mehmet İpek, uygulamanın keyfi olduğunu savundu.
Avukat İpek, hazırladığı başvuru dilekçesinde şu ifadelere yer verdi: “Türkiye Cumhuriyeti’nin, istisnasız olarak bütün organ, kişi, kurum, kuruluş ve makamlarını bağlayan Anayasası’na göre Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. Bu özelliği nedeniyle hiçbir kurum ve kuruluş keyfi olarak, istediği şekilde bir uygulama yapma hak ve yetkisine sahip değildir. Bu bağlamda cezaevlerinde bulunan tutuklu ve hükümlülerin hangi haklara sahip olacakları, ne gibi yükümlülüklere ve kısıtlamalara katlanacakları, bunların usül ve esasları yasa ve bu yasalara göre çıkarılmış diğer mevzuat hükümleri ile belirlenmiştir. Herkes, bu yasa ve yönetmeliklere uymak, buna göre işlem yapmak zorundadır.”
Müvekkiliyle birlikte aynı gece bir çok tutuklunun Silivri 1 Nolu Cezaevine nakledildiğini hatırlatan İpek, ancak sadece Tuncay Özkan ve Mustafa Balbay‘ın tek başına muhafaza edildiğini bildirdi. Bu durumun keyfi uygulamanın delili olduğunu ifade eden İpek, “Belirtilen yasal ve fiili durum karşısında, cezaevi yönetiminin müvekkil tutuklu Mustafa Ali Balbay’a yönelik bu uygulamasının, yasaya ve ilgili mevzuata aykırılığı nedeniyle derhal sonlandırılmasını talep ediyoruz” dedi.
HÜCRELERE KONULACAKLAR
Ergenekon davasının tutuklu 54 sanığının, 28 Şubat gecesi, önceden haber verilmeksizin, Silivri 4 ve 5 No’lu Cezaevi’nden, Silivri 1 No’lu Cezaevi’ne sevk edildikleri belirtildi. Aynı koğuşta kalan tutuklu gazeteci Mustafa Balbay ile Tuncay Özkan, tek kişilik hücreye konuldu. İşçi Partisi (İP) Genel Başkanı Doğu Perinçek, emekli Tuğgeneral Veli Küçük, emekli Albay Fikri Karadağ, emekli Yüzbaşı Muzaffer Tekin’in de tek kişilik hücrelere konulacağı ileri sürülüyor. Veli Küçük’ün Avukatı Zeynep Küçük, “Önceki gün 16.30 sıralarında Silivri Cezaevi‘ndeydim. Babam ve Kemal Kerinçsiz birlikte kalıyorlardı. Ama her an babamın koğuşunu da değiştirebilirler. Sevkten önce üç kişi kalıyorlardı” dedi. Örgüt yöneticisi konumunda olan kişilerin gerekçesiz olarak tek kişilik odalara alınmak istendiğini belirten Küçük, şunları söyledi: “İdareye, ?Sanıkların örgüt yöneticisi oldukları kesinleşmedi. Yargılama sürüyor’ diyorum. İddianameye göre bu uygulamayı yaptıklarını söylüyorlar. Son derece hukuksuz, Adalet Bakanlığı’nın talimatı doğrultusunda gerçekleştirilen keyfi bir uygulama.”
Doğu Perinçek‘in Avukatı Hasan Basri Özbey de, Perinçek’in şimdilik Nusret Senem ve Deniz Yıldırım’la birlikte kaldığını belirtti. Önceki gün görüştükleri cezaevi ikinci müdürünün, iddianamedeki suçlamalara göre koğuş değişikliği yapılacağını söylediğini kaydeden Özbey, “Tecrit uygulamasına geçmek üzereler. Avukat arkadaşlarımız görüşe gittiler. Yemeğin gecikmesi ya da diğer konular bizce o kadar önemli değil bu insanları tutsak almışlar zaten. Ama tek kişilik odalarla, sistematik baskıya doğru gidiyor iş. Bu ciddi bir gelişme” dedi. Üç kişi bir arada kalanların bile eskisi gibi istedikleri zaman ortak alanı ve havalandırmayı kullanamayacaklarına dikkat çeken Özbey, şunları kaydetti: “Önceden gece sayımına kadar ortak alanda televizyonu birlikte izliyor, okuyor, çalışıyorlardı. Şimdi ortak alan saati belli değil. Ortak alanda üç kişi bir arada kalabilmeleri günün belli saatinde mümkün olacak
Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, bugün kutlanacak Mevlit Kandili dolayısıyla mesaj yayımladı.
Mehmet Görmez, Diyanet İşleri Başkanlığının internet sitesinde yayımlanan mesajında, 14 Şubat Pazartesi gününü 15 Şubat Salı gününe bağlayan gecenin Mevlit Kandili olduğunu belirtti.
Görmez, şunları kaydetti:
“Yüce Rabbimizin bütün alemlere gönderdiği en son rahmet elçisi Peygamber Efendimiz Muhammed Mustafa’nın hicri takvimle Mevlit Kandili’ni idrak edeceğiz. Öncelikle kandilin bütün insanlığın yüreğinde muhtaç olduğumuz manevi ışığa dönüşmesini Yüce Allah’tan niyaz ediyor, ülkemize, milletimize ve bütün insanlığa huzur ve bereket getirmesini temenni ediyorum.
Sevgili Peygamberimizi anlatan en güzel kavram şüphesiz rahmettir. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de Resul-i Ekrem’e hitaben: ‘Biz seni ancak alemlere rahmet olarak gönderdik (Enbiya 21/107)’ buyrulmuştur. Sevgili Peygamberimiz de kendisinin rahmet peygamberi olduğunu ve bu rahmeti yeryüzünde egemen kılmak için her türlü sıkıntı ve meşakkate katlanmaya razı olduğunu ifade etmiştir.
Bugün Hz. Peygamber’in merhamet etmeye ve müsamaha göstermeye yönelik insanlığa sunduğu zengin mirastan yararlanmak ve sosyal yapımızda aksayan unsurların çözümünde bu dinamik değeri harekete geçirmek gerekmektedir. Bu hareket, küçük yaşta minik omuzlarına hayatın tüm yükünün yüklendiği ve istismara açık çocukların gözetilmesini, her yaşta ve sosyal tabakada mağdur insanların insanlık onuruna yakışan bir şekilde saygınlıklarını yeniden kazanmasını ya da son zamanlarda artış gösteren ve hepimizi insanlığımızdan utandıran töre, şiddet, rant ve değişik gerekçelerle suistimal edilen kadınların korunmasını ve çeşitli sıkıntılara maruz kalmış tüm insanların durumlarının iyileştirilmesini içine alacak bir merhamet seferberliğine dönüşebilir. Bu çerçevede bir merhamet eğitimi ve merhamet kültürü seferberliğine muhtacız. Onun bize öğrettiği merhamet, içimizde bir yerlerde sönmeye yüz tutmuş insanlık kandilini yeniden tutuşturan ve bizi en temel halinde insanlığımıza geri çağıran bir duygu, düşünce, tutum ve davranışlar manzumesidir.”
İnsanın iç güzelliğini yansıtan ve merhamet duygusunun en somut tezahürlerinden olan hasbilik ve diğerkamlık gibi toplum dayanışmasının temel dinamiklerinin adlarının bile unutulduğu, bunların yerini daha çok kazanmanın, daha çok tüketmenin, bencilliğin ve öğretilmiş şiddetin aldığı sosyal yapıların insanları mutsuzluğa mahkum ettiğini belirten Görmez, mesajında şunlara yer verdi:
“Halbuki toplumsal yapı, ilke ve normların ruh ve maneviyattan uzak şekilde alelusul uygulandığı ve ahlaki değerlerin ancak müeyyidelere bağlı olarak sergilendiği bir vitrin değildir. Aksine, sevgi ve muhabbet hislerinin, merhamet ve hürmet tezahürleriyle insani ilişkilere yansıdığı bir yerdir. O bize öğretmiştir ki hiçbir insan yaşadığı topluma kayıtsız kalamaz, inanan insan için ise yanı başında acı çeken bir insana, gözyaşı döken bir ihtiyaç sahibine, geleceğe dönük ümitlerini daha hayatının baharında kaybetmek üzere olan bir yetime sırt dönmek, Allah’ın rızasına, Rabbin vaat ettiği sonsuz güzellikteki cennet nimetlerine ve insanın yeryüzüne gönderiliş misyonuna yüz çevirmektir. Kur’an kendine has üslubu ile ‘Rabbimiz kendi üzerine merhameti yazdı’ diyerek (En’am,6/54) insanların aynı şekilde birbirlerine ve çevrelerinde bulunan tüm varlıklara acıma hissiyle yaklaşmalarını istemiştir. Peygamberimizin tebliğinde yer alan merhamet vurgusu yeniden okunmayı, üzerinde düşünülmeyi ve şiddetin açtığı yaralara merhem olarak sunulmayı beklemektedir. Merhametlilerin en merhametlisi tarafından insanlığın son ümidi olarak gönderilen Hz. Peygamber, birbirlerini sevme, birbirlerine merhamet ve şefkat göstererek bütünleşme konusunda bir vücudun organlarından farksız olan bir toplum oluşturmakla görevlendirilmiştir. Dolayısıyla barbarlığın yaşam tarzı haline geldiği cahiliye toplumunu şefkat, insaf ve adalet ile tanıştıran rahmet elçisinin izlediği yöntemler, belirlediği ilkeler, benimsediği tavırlar, aldığı kararlar, kısacası merhameti öğretirken harcadığı çabalar modern zamanların insanı ile bir kez daha buluşturulmalıdır.”
2011 YILI KUTLU DOĞUM HAFTASI ETKİNLİKLERİ
Diyanet İşleri Başkanlığının 2011 yılı Kutlu Doğum Haftası etkinliklerinin ana başlığının “Hz. Peygamber ve Merhamet Eğitimi” olarak belirlendiğini ifade eden Görmez, hafta boyunca yapılacak etkinliklerde merhametin toplumun gündemine taşınacağını, şefkati duygu dünyasından eylem boyutuna geçirebilmenin yollarının konuşulacağını belirtti.
Görmez, şunları kaydetti:
“Ancak yeryüzündekilerle merhamete dayalı bir ilişki tarzı geliştiren kimsenin Rahman’ın merhametine kavuşabileceği konusunda bilinç oluşturmak, kısacası Hz. Peygamber’in izinde fiili bir merhamet seferberliğinin başlatılması hedeflenmektedir.
Böylelikle televizyon ekranlarından bilgisayar oyunlarına, anne-baba-evlat üçgeninden eşlerarası iletişime, siyasetten sanata, spordan eğitime hayatın her alanında şiddetin en acı örnekleriyle yüzleşmek durumunda kalan insanımız için nübüvvetin merhamet pınarına başvurulacak, kirlenen gönüller arınacak, merhameti okulda, evde, iş yerinde, çarşıda, sokakta kısacası hayat nerede devam ediyorsa orada hakim kılacak şekilde eğitim sürecine dahil etmenin gereği ve imkanı tartışılacak ve bu çerçevede çabalara zemin hazırlanacaktır. Bu duygu ve düşüncelerle Mevlit Kandilinizi tebrik ediyor, Sevgili Peygamberimizin doğum günü münasebetiyle başta ülkemiz ve İslam dünyası olmak üzere tüm insanlığın rahmet peygamberinin rahmet yüklü mesajlarından nasibdar olmasını Cenab-ı Mevla’dan niyaz ediyorum.”
GÖRMEZ, HACIBAYRAM CAMİİ’NDE VAAZ VERECEK
Bu arada, Mevlit Kandili dolayısıyla Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, Hacıbayram Camii’nde vaaz verecek. Kandil programında, Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Hasan Kamil Yılmaz dua edecek. Program, TRT 1, TRT Avaz ve TRT Arapça kanallarından canlı yayınlanacak. TRT’deki programda, Romanya’daki Mecidiye Sultan Abdülmecit Camii ve Kırım Akmescit (Simferepol) Kebir Camii’nden canlı bağlantı kurulacak.
”MasterIndex Sevgililer Günü” araştırması tüketicilerin sevgililer günü hakkındaki görüşlerini, beklentilerini, bu gün için ayırdıkları bütçeyi, almayı planladıkları hediyeleri belirledi.
Araştırmaya göre, halkın yüzde 43′ü sevgililer gününü kutlamayı planlarken, yüzde 57′si sevgililer gününü kutlamayı düşünmüyor. Sevgililer gününü kutlamayan grubun yüzde 42′si buna neden olarak sevgilisinin olmamasını gösteriyor.
Sevgililer gününü kutlayanların oranı üst gelir grubunda yüzde 64 iken, alt gelir grubunda yüzde 23′e düşüyor. 20–34 yaş arasında yüzde 50′nin üzerinde olan sevgililer günü kutlama oranı yaşla birlikte azalarak 55 yaş üstünde yüzde 18′e kadar düşüyor.
Sevgililer günü kutlamasının bölgesel dağılımına bakıldığında ise Ege Bölgesi’nin yüzde 51′lik kutlama oranı ile başı çektiği görülüyor. Akdeniz Bölgesi’nde yaşayanlar ise yüzde 46 ile ikinci sırada geliyor.
Sevgililer gününü kutlayacaklarını söyleyenlerin yüzde 84′ü bu kutlamayı bir hediye eşliğinde yapmayı planlıyor. Yüzde 5′lik kısım ise hediye alıp almama konusunda kararsız.
İLK AKLA GELEN HEDİYE!
MasterIndex Araştırması, halkın hediye beklenti seviyelerini de ölçümledi. Araştırmaya katılanların yüzde 63′ü sevgilisinin, eşinin hediye beklediğini düşünüyor. Yüzde 21′lik kesim bir tahminde bulunamazken, katılımcıların yüzde 16′sı sevgili, eşlerinin bir hediye beklentisinde olmadığı görüşünde.
Araştırmaya göre, sevgililer günü kutlamayı planlayanların da yüzde 84′ü bu kutlamayı bir hediye eşliğinde yapmayı planlıyor. Hediye olarak ilk akla gelenlerse giyecek, çiçek almak ve yemeğe çıkmak.
100 LİRA BÜTÇE
Sevgililer günü için ortalama 100 lira bütçe ayıran Türk halkı, bu güne ilişkin her dört harcamasından birini kredi kartı ile yapmayı planlıyor. Her iki kadından biri sevgilisine/eşine giyecek hediye edeceğini söylerken, erkeklerin favori hediyesi ise çiçek almak olarak görülüyor.
Balıkesir’in Edremit ilçesinde evinin yakınındaki inşaatta beslediği tavuklarından birinin balkondan atlayıp elektrik teline konduğunu gören evli ve iki çocuk annesi Avniye Erçağ (58), perde takmak için kullanılan alüminyum kornişle tavuğu kurtarmak isterken yüksek gerilime kapılarak canından oldu. Erçağ’ın akrabaları kent ortasından 35 bin voltluk yüksek gerilim hattı geçtiğini belirterek, savcılığa suç duyurusunda bulunacaklarını söyledi.
KORNİŞLE İTMEK İSTEDİ
Edremit’te yaşayan Avniye Erçağ, oturduğu apartmanın bitişiğinde bulunan inşaatta beslediği tavuklarından birinin binanın balkonundan atlayıp elektrik teline konduğunu gördü. Aşağıya atlayamayan tavuğu kurtarmak isteyen Erçağ, perde takmakta kullanılan alüminyum kornişi eline alıp binanın 3. katına çıktı. Tavuğu elindeki kornişle itmeye çalışan Erçağ, yüksek gerilime kapılarak yere düştü.
35 BİN VOLT GEÇİYOR
Ağır yaralı olarak 112 Hızır Acil Sağlık ekipleri tarafından Edremit Devlet Hastanesi’ne götürülen Erçağ, doktorların tüm müdahalelerine rağmen kurtarılamadı. Sinir krizi geçiriren Erçağ’ın yakınları TEDAŞ ve belediye hakkında Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulunacaklarını söyledi. Yüksek gerilim hatlarının evlerin neredeyse içinden geçtiğini belirten vatandaşlar, “Bu direklerin üzerindeki tellerden 35 bin volt elektrik geçiyor. Bunların buradan kaldırılmasını istiyoruz. Çocuklarımız veya başkaları da çarpılacak diye çok korkuyoruz” dedi. Tavuğunu kurtarmak isterken elektrik akımına kapılarak canından olan Avniye Erçağ, Eğilmezler Camii’nde kılınan öğle namazının ardından Edremit Mezarlığı’nda toprağa verildi. Polis olayla ilgili soruşturmayı sürdürüyor.